NATO’ya karşı görev başına!

“Halkların katili NATO, defol!” şiarı etrafında fabrikalarda eylemli tepkilerin örgütlenmesi, bu tepkilerin kent merkezlerine taşınması ve kitleselleştirilmesi hedefiyle hareket etmeliyiz. Eylem, etkinlik, toplantı ve panellerin 7-8 Temmuz’da Ankara’da kitlesel bir karşı çıkışa dönüşmesi, emperyalistlere ve işbirlikçilerine verilecek en güçlü yanıt olacaktır.

Emperyalist savaş örgütü NATO’nun 36. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi 7-8 Temmuz’da Ankara’da toplanacak. Emperyalist savaş ve saldırganlığın tırmandığı, işçi sınıfı, emekçiler ve ezilen halklar açısından yıkımın derinleştiği bir süreçten geçiyoruz. Bu koşullarda gerçekleşecek zirvede, halklara dayatılacak yeni yıkım politikaları tartışılacaktır.

Emperyalist hegemonya krizinin derinleştiği bu dönemde NATO’nun geleceğine dair önemli kararlar alınacaktır. NATO bünyesindeki çatlaklar onarılmaya çalışılacak, emperyalist Batı’nın çıkarları doğrultusunda işbirlikçi ülkelere yeni görevler yüklenecek ve yaşanan krizi yeni savaşlarla aşmanın planları yapılacaktır.

Zirvenin, yıllardır NATO’nun ileri karakollarından biri olan Türkiye’de toplanacak olması ayrıca önemlidir. Emperyalistler arası çelişkilerden yararlanarak kendi hareket alanını genişletmek isteyen sermaye düzeni zirveye büyük önem vermekte ve yoğun bir hazırlık yürütmektedir. Saray iktidarı ev sahibi olmanın avantajını kullanarak emperyalist merkezlerin güvenini kazanmayı ve meşruiyetini tahkim etmeyi hedeflemektedir. Türkiye’nin özellikle Ortadoğu’da üstleneceği yeni rol ve görevler, emperyalist merkezlerin gündeminde önemli bir yer tutmaktadır.

Emperyalistler ve saray iktidarı NATO zirvesine hazırlanırken, işçi sınıfı, emekçiler ve halklar da kendi hazırlığını yapmak zorundadır. Emperyalist savaşın yükünü taşıyan, ekonomik ve sosyal yıkımın faturasını ödeyen geniş kitleler, NATO zirvesi vesilesiyle ülkeye gelecek savaş baronlarını hak ettikleri biçimde karşılamalıdır. Savaş politikalarına ve bu yıkım düzenine karşı ayağa kalkmalıdır.

NATO zirvesi bugün ilerici ve devrimci güçlerin, toplumsal muhalefet bileşenlerinin gündemindedir. Ancak henüz birleşik ve kitlesel bir anti-emperyalist mücadele hattı ortaya konulabilmiş değildir. Siyasal yapılar ve sendikalar kendi eksenlerinde açıklamalar yapmakta, sınırlı birlikteliklerle süreci karşılamaya çalışmaktadır. Bu çabalar anlamlı olmakla birlikte yeterli değildir. Geniş bir koordinasyonun yaratılması acil bir ihtiyaçtır.

Artan emperyalist savaş ve saldırganlık, derinleşen ekonomik ve siyasal krizler ve bunun ürünü olan yıkım politikaları, ancak birleşik ve kitlesel bir mücadeleyle durdurulabilir. Emperyalist barbarlığa karşı durmanın yolu buradan geçmektedir.

Bunun için yaklaşan NATO zirvesine karşı yükselen tepkinin işçi ve emekçi kitlelere taşınması belirleyici bir halkadır. Geniş emekçi kesimlerin anti-emperyalist bilincini geliştirmek, onları mücadeleye çekmek ve aktif tutum almalarını sağlamak temel görevdir. Bu süreçte fabrikalarda, işyerlerinde, havzalarda ve sendikalarda ilerici ve öncü işçilere önemli sorumluluklar düşmektedir.

“Halkların katili NATO, defol!” şiarı etrafında fabrikalarda eylemli tepkilerin örgütlenmesi, bu tepkilerin kent merkezlerine taşınması ve kitleselleştirilmesi hedefiyle hareket etmeliyiz. Eylem, etkinlik, toplantı ve panellerin 7-8 Temmuz’da Ankara’da kitlesel bir karşı çıkışa dönüşmesi, emperyalistlere ve işbirlikçilerine verilecek en güçlü yanıt olacaktır.

Emperyalist barbarlığa ve savaş örgütü NATO’ya karşı işçi sınıfının, emekçilerin ve halkların birleşik mücadelesini büyütmek hepimizin sorumluluğudur. O halde görev başına!