Emperyalist/siyonist haydutlar İran’da baltayı taşa vurdu

Trump ve etrafındaki soykırımcı/siyonist şebeke, savaşı yeniden başlatma ihtimalinden söz ediyor. Dolayısıyla açmaza düşen bu şebeke, halihazırda işçiler, emekçiler başta olmak üzere, insanlık için en büyük tehdidi oluşturuyor. Bu ise işçi sınıfı başta olmak üzere savaş ve soykırım karşıtı herkese sorumluluk yüklüyor

Umman Sultanlığı arabuluculuğunda diplomatik görüşmeler devam ederken İran’a saldıran ABD-İsrail ikilisinin hevesleri kursaklarında kaldı. Zira İran’ı çökertmek, parçalamak, Tahran’da Amerikancı/İsrail uşağı bir rejim kurmak için saldırdılar. Bu işin kısa sürede ve kolay olacağını var saydılar. Trump, İran’ın zengin petrol ve doğalgaz rezervleri olduğunu, el ovuşturarak bunlara el koymak istediğini söylemişti.

Sömürgeci küstahların hesapları bu defa İran’a uymadı. Zira ağır kayıplar vermesine rağmen İran’ın gösterdiği direniş, ABD/İsrail planlarını tuzla-buz etti. 40 gün süren savaşta İran’a geri adım attıramadıkları gibi, kendileri de büyük kayıplar verdiler. Bölgede bulunan 16 ABD askeri üssü İran tarafından tahrip edildi. Soykırımcı İsrail rejimi, tarihinin en ağır darbelerine maruz kaldı. Aslında batağa saplandıklarını anlamaları çok sürmedi. Lakin sömürgeci/küstah kibirleri, hezimeti kabul etmelerine izin vermiyor. Bunlar Gazze’de soykırım yapan, Epstein lağımının baş aktörleridir. Kimse onlara karşı duramaz sanıyorlardı. Burunları sürtülünce neye uğradıklarını şaşırdılar.

***

Kapitalist/emperyalist sistemin hegemonya krizi derinleşirken, emperyalist şefler “demokrat” maskesi takmayı “gereksiz bir yük” sayıyor. Hele Trump gibi soykırımcı sapıkların maskeye hiç tahammülleri yok. Aşırı zengin, yasa kural tanımaz, suç işleme hırsı sınırsız, askeri güçleri rakipsiz olunca gangsterlik onlar için bir övünç kaynağı. Nitekim ABD savaş makinesi İran gemilerine saldırdığında “iftiharla” açıklama yapan Trump, “Korsanlar gibiyiz” demişti.

ABD ve İsrail, orman yasalarını dünya halklarına dayatmak için Gazze’de soykırım yaptılar. Suriye’yi IŞİD artığı HTŞ’ye teslim ettiler. Venezuela Devlet Başkanı’nı eşiyle birlikte kaçırıp zindana attılar. Grönland’ı alacaklarını söylediler. Kanada’yı ilhak edip ABD’nin bir eyaleti yapmak istediler. Tüm bu arsızlıkları tam bir sömürgeci kibriyle dünyaya ilan ettiler. İran’a saldırı bu yolda aşılmak istenen kritik bir eşikti. İran’ı ele geçirebilirlerse dünyada kimse önlerinde duramazdı. En azından hesapları öyleydi.

İran’ın direnci ve hiçbir tehdide boyun eğmemesi Trump’ı zıvanadan çıkardı. Ne İran’ı yenebiliyor ne korkutup teslim alabiliyor ne İran karşısında uğradığı hezimeti itiraf edebiliyor. Dünyanın en zengin, en güçlü, en barbar emperyalist devletinin başında oturan Trump’ın, Hürmüz Boğazı’nı açmaktan bile aciz olduğunu dünya gördü. Bu sıkışmışlıktan dolayı Trump’ın bir sözü öbürünü tutmuyor. Yalan söyleminin de ötesinde, gerçeğe beş paralık bir kıymet vermiyor. Kafasından uydurduğu ya da etrafındakilerin kulağına fısıldadığı şeyleri medya önünde anlatıyor. Birçok açıklaması alay konusu oluyor.

ABD’nin tepesinde oturan bir adamın bu kadar ayağa düşmesi, sokak kabadayısı bir soytarı gibi konuşması aczin derinliğini gösteriyor. Bu durum emperyalist/siyonist güçlerin “ilah” olmadıklarını, direnişle karşılaşınca heybetlerinin kırılabileceğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. 

Artık birçok Amerikalı emekli asker, danışman ya da analizci, ABD İmparatorluğu’nun çöküş sürecine girdiğini, bunun dönüşü olmayan bir yol olduğunu savunuyor.

***

Taleplerinin karşılanması koşuluyla anlaşmaya varmak isteyen İran, son olarak taleplerini beş maddede sıraladı: 

1. Lübnan başta olmak üzere tüm cephelerde savaşın sona ermesi,

2. İran karşıtı yaptırımların kaldırılması,

3. İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması,

4. Savaş kaynaklı zararların tazmin edilmesi,

5. İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenlik hakkının tanınması.

İran, teslimiyetin maliyetinin direnmekten daha yüksek olduğunu deneyimleyerek öğrendi. Dolayısıyla kolay geri adım atmayacaktır.

Trump ve etrafındaki soykırımcı/siyonist şebeke, savaşı yeniden başlatma ihtimalinden söz ediyor. Dolayısıyla açmaza düşen bu şebeke, halihazırda işçiler, emekçiler başta olmak üzere, insanlık için en büyük tehdidi oluşturuyor. Bu ise işçi sınıfı başta olmak üzere savaş ve soykırım karşıtı herkese sorumluluk yüklüyor. Emekçilerin ve halkların geleceğini korumak için silahlanmaya, militarizme ve emperyalist saldırganlığa karşı mücadeleyi yükseltmek büyük bir önem taşıyor.