Azgın bir sömürünün ürünü bu “gurur” tablosu karşısında işçi ve emekçilere düşen mücadeleyi yükseltmektir. Yağmalanan emeğimiz, gasp edilen geleceğimiz için işçiler birleşmeli, sermayenin sömürü düzenine karşı ayağa kalkmalıdır.
Geçtiğimiz günlerde Koç Holding’in 100. Yılı kutlaması yapıldı. Ülkenin en büyük sermayesinin yüzüncü yılında yüzler gülüyor, ulaşılan seviyenin “gururu” her fırsatta vurgulanıyordu.
Geniş bir davetli listesi vardı. Memleketin hatırı sayılır sermayedarları, saray erkanının birinci dereceden temsilcileri, sermaye partilerinin başkan ve yöneticileri yan yana gelmişlerdi. Onlar da Ömer Koç’un “gurur vesilesi yaptığı” tabloyu el birliğiyle gerçekleştirmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorlardı. Koç sermayesinin üzerinde oturduğu servetin esas kaynağı olan işçiler ise yoktu bu kutlamada!
Davette Koç Holding’in “büyük başarı öyküsü”ne övgü üstüne övgüler yağdı. “İstihdama sağladığı katkı”, “ülkenin rekabet gücünü artıran yaklaşımı”, Vehbi Koç’un “girişimciliği”, “cesareti”, “uzak görüşlülüğü” vb. vurgulandı…
Koç Holding demek bir yanıyla cumhuriyet tarihi demek. İlk yıllarından itibaren desteklenip palazlandırılan burjuvazi, emek sömürüsü üzerine inşa edilen sermaye düzeni demek… Savaş yıllarının rantiyeciliği, karaborsacılığı, emperyalist şirketlerle kurulan ilişkiler, Amerika ve NATO ile yapılan kölece anlaşmalar, askeri darbeler demek… Emeğin yağmalanması üzerine kurulmuş bir hanedanlık demek… Ömer Koç’un anlatımıyla, “60 ülkede 120 bin çalışanı” olan, “ülke ihracatının yüzde 8’ini” gerçekleştiren, “ilk anonim şirket, ilk endüstriyel girişim, ilk uluslararası ortaklık, ilk halka arz, ilk holding”… Ve bugün Tüpraş, Tofaş, Ford, Arçelik, Türk Traktör ve diğerleri…
İşte işçilerin alınterini gasp ederek büyüyen, sermaye devletinin var gücüyle önünü açtığı, burjuva siyasetinin karşısında hizaya geçtiği, ülkenin zor yıllarında korunup teşvik edilen, askeri darbe dönemleri darbeyi destekleyen, diğer zamanlarda demokrasi havarisi kesilen Koç’un “gurur” ile ifade edilen milyar dolarlık saygınlığının tablosu…
AKP-MHP ikilisinden CHP’sine hepsi oradaydı. Sermaye düzeninin koçbaşının gülen yüzünü selamlıyor ve topluma propaganda ediyorlardı. Açlığı, yoksulluğu, kölece çalışma ve yaşam koşullarını reva gördükleri işçilere ve emekçilere “gurur”dan söz ediyorlardı. Siyasal yaşamda çatışan CHP ve MHP liderleri el ele ve diz dize, Koç sermayesinin kâr rekorlarının mutluluğunu paylaşıyorlardı. İşçi ve emekçilerin sırtından kazanılan kârların burjuva siyasetinin temelini oluşturduğunun fotoğrafını veriyorlardı.
Azgın bir sömürünün ürünü bu “gurur” tablosu karşısında işçi ve emekçilere düşen mücadeleyi yükseltmektir. Yağmalanan emeğimiz, gasp edilen geleceğimiz için işçiler birleşmeli, sermayenin sömürü düzenine karşı ayağa kalkmalıdır.



