“7-8 Temmuz’da Ankara’ya!..”

7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenecek NATO başkanlar zirvesi öncesinde, bu zirveye karşı bir araya gelen kurumların oluşturduğu NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik bileşeni BDSP’den Onur İnce ile yaklaşan zirve, buna karşı süregiden mücadele ve zirve günü gerçekleştirilecek eylemler üzerine konuştuk.

Zirveye artık çok az bir zaman kaldı. Sizin de parçası olduğunuz NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?

NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik, zirveden aylar önce kuruldu. Geçtiğimiz yılın sonunda savaş ve saldırganlık karşısında anti-emperyalist mücadele gündemli tartışmaların bir sonucu olarak ilerici devrimci bir mücadele odağı yaratma hedefi ve NATO Zirvesi gündeminin bir sonucu olarak Birlik tartışmaları devam etti. 28 Şubat’ta tam da ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırısının gerçekleştiği gün Birlik kuruluş deklarasyonunu bir basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaştı. O tarihten bu yana faaliyet gösteren birliğin ilk dönemi daha çok tartışmalarla ve sınırlı pratiklerle sürdü. Özellikle 1 Mayıs’ın ve ona dair tartışmaların geride kalmasıyla birlikte faaliyetler hız kazandı.

Şu anda Birlik çalışmalarına her biri farklı düzeylerde olmakla beraber 34 kurum imzacı olmuş durumda. İstanbul dışında Ankara ve İzmir gibi şehirlerde de aynı amaçla kurulmuş ve İstanbul’la koordineli hareket eden yapılar bulunuyor. Ayrıca yine Birlik’le koordineli hareket eden gençlik oluşumları da mevcut.

Bugüne kadar çeşitli illerde eylem ve etkinlikler düzenlendi. Bunun yanı sıra afiş ve bildiri gibi propaganda araçları üzerinden işçi sınıfı ve emekçiler, NATO zirvesine karşı tutum almaya, daha geniş anlamda ise emperyalist savaş ve saldırganlık politikalarına karşı mücadeleye çağrılıyor.

NATO Zirvesi’nin önemi ve özellikle emperyalist savaş ve saldırganlık politikalarının bölgemizde yoğunlaştığı düşünüldüğünde, uzun sayılabilecek bir zaman önce kurulmuş ve ağırlığını devrimci sosyalist kurumların oluşturduğu bir birliğin çok daha aktif bir varlık göstermesi gerekmez miydi?

Eğer yakın zamanda başlatılan zirve karşıtı tüm güçler arasında anlayış ve eylem birliği sağlamayı amaçlayan koordinasyon toplantıları sayılmazsa, NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik hâlihazırda ilerici ve devrimci güçlerin tek ortak platformu olma özelliğini koruyor.

Elbette birliği oluşturan güçlerin toplumsal muhalefetin en diri kesimlerinden bazılarını içerdiği düşünüldüğünde, bugüne kadar yapılanların ötesine geçilmesi gerekirdi.

Yine de özellikle gerçekleştirilen eylemlere ve kitlelere dönük çağrı faaliyetlerine bakıldığında, birliğin NATO ve emperyalist savaş karşıtı mücadele içinde önemli bir yer tuttuğunu söylemek gerekir.

Bununla birlikte daha organize, yüzü kitlelere daha fazla dönük, işçi sınıfının gündelik sorunlarıyla, özellikle kriz ve emekçilerin yaşam koşulları ile emperyalizm ve NATO gerçeği arasında daha güçlü bağ kuran bir hattın örülmesi mümkündü. Bu anlamda daha güçlü bir inisiyatif sergilenebilirdi.

Buradaki zayıflığı, ilerici ve devrimci güçlerin mevcut sınır ve zayıflıklarından bağımsız düşünmemek gerekiyor.

Daha geniş bir koordinasyon oluşumundan söz ettiniz, bununla ilgili bilgi verir misiniz?

NATO Zirvesi’nin yaklaşmasıyla Birlik dışındaki güçlerle görüşmeler gerçekleştirmek için bir planlama yapılmıştı. Burada amaç asgari müştereklerde ortaklaşma amacıyla bir koordinasyonun kurulmasını sağlamaktı. Bir dizi görüşme de gerçekleştirdik. Bu sırada  bir dizi aydın, akademisyen ve sanatçının çağrısıyla 19 Mayıs’ta toplanan NATO ve Savaş Karşıtı Forum’da da koordinasyon kurulması noktasında fikir birliği oluşturuldu. Haziran ayı başında da ilk koordinasyon toplantıları başlamış oldu. Koordinasyon, yukarıda da ifade ettiğim gibi, zirve karşıtı güçler arasında eylem süreçlerinde ve mümkün olduğu ölçüde bazı şiar, pratik ve yaklaşımlarda ortaklaşmayı hedefliyor.

Doğal olarak bu toplantıların bugüne kadarki ana gündemlerinden birini 7-8 Temmuz zirve günlerinde yapılacak protestolar ve öncesindeki hazırlık eylemleri oluşturuyor.

Henüz tam bir ortaklık sağlanamamış olsa da 27-28 Haziran ve 5 Temmuz günlerinde bir dizi yerelde eylem planları yapılmış durumda. Örneğin 27 Haziran’da İstanbul’da Trump Towers önünde, 5 Temmuz’da da Kadıköy’de kitlesel bir eylem planı var. Yine 5 Temmuz’da Ankara’da da bir miting yapılması fikri öne çıkıyor. Ayrıca “İstenmiyorsunuz” şiarı etrafında bir ortaklaşma da sağlanmış durumda.

Bizim açımızdan NATO karşıtı eylemlerin parçalı, zayıf ve dağınık geçmemesi için daha net bir ortaklaşma önemlidir. Mesele yer ve zaman tartışmalarına boğulmak yerine, tüm güçlerin bir araya geldiği, daha güçlü ve ortak bir hattın örülmesi meselesidir.

Kendi adımıza diğer önemli bir başlık ise 7-8 Temmuz zirve günlerinde yapılacak eylemler. Biz, yasaklama ve baskı politikalarına rağmen zirve sırasında Ankara’da olunmasının önemli olduğunu düşünüyoruz ve hazırlıklarımızı buna göre yapıyoruz.

Öncesinde yapılacak mitinglerin ardından, 7-8 Temmuz’da yapılacak eylemlerin de dağınık kadro eylemlerinden öte, en geniş kesimleri içine alabilecek, açık çağrılı, kitlesel ve meşru eylemler olarak kurgulanması gerektiğini düşünüyoruz.

Son olarak ne söylemek istersiniz?

Önümüzde duran en yakıcı görev, 7-8 Temmuz’da Ankara’da toplanacak savaş baronlarını olabilecek en kitlesel şekilde karşılamaktır. Bunun birinci adımı, NATO ve emperyalist savaş gerçekliğini işçi ve emekçilere sistematik biçimde anlatmaktır.

22 yıl aradan sonra NATO Zirvesi’nin ülkede toplanması, Ortadoğu’daki emperyalist saldırganlıkta Türkiye’ye biçilen rolün açık bir göstergesidir.

Bu planları bozacak yegâne güç işçi sınıfıdır. Anti-emperyalist bilincin en geniş işçi ve emekçi kitlelere taşınması için çalışma fabrikalara, işyerlerine ve havzalara oturtulmalıdır.

Biz tüm işçi emekçileri NATO’ya ve emperyalizme karşı “Halkların katili NATO’ya Hayır!” şiarıyla eylem alanlarına çağırıyoruz.