Temmuz ayında ek zam talebi mücadele edilmeden kazanılamaz! Ek zam için işçi sınıfı ve emekçilerin birleşik kitlesel mücadeleyi büyütmesi şarttır.
Ekonomik kriz ağırlaştı. Artan enflasyon ücretleri eritti. Milyonlarca asgari ücretli işçi ve emekli açlık sınırının altında bir hayata mahkûm edildi.
Ekonomik kriz işçi, emekçi ve emeklilerin sefaletini daha da derinleştirdi. Açlık sınırının altında bir gelirin dayatıldığı emekçi kesimlerin yaşam koşulları alabildiğine ağırlaştı. Büyüyen ekonomik ve sosyal yıkıma rağmen AKP iktidarı, temmuz ayında işçi ve emeklilerin ara zam talebini duymayı reddediyor.
Türk-İş’in araştırmasına göre, mayıs ayında dört kişilik bir ailenin dengeli beslenebilmesi için gereken aylık gıda harcaması (yani açlık sınırı) 35 bin 174 TL’ye yükseldi. Yoksulluk sınırı ise 114 bin 576 TL’ye çıktı. Böylece 28 bin 75 TL olan asgari ücret, açlık sınırının yaklaşık 7 bin TL altında kaldı. Yılın ilk beş ayında asgari ücrette yaklaşık 4 bin 663 TL’lik alım gücü kaybı yaşandı. Bu rakamlar bile ara zam talebinin hayati önemini ve kaçınılmazlığını gösteriyor.
Buna rağmen AKP iktidarı ara zam talebini duymazdan geliyor. Dahası, asgari ücreti yüksek buluyor. Kuşa çevirdiği emekli maaşlarını daha da budamak istiyor.
AKP-MHP iktidarının hizmette sınır tanımadığı sermayedarlar düşük ücretlerden besleniyorlar. Bu sayede devasa kârlar elde ediyorlar. AKP iktidarı da kapitalistlerin kârlarına kâr katabilmelerini sağlamak için emekçilere ve emeklilere yönelik düşük ücret, yüksek vergi saldırılarını sürdürüyor. Bu saldırılar sonucunda asgari ücret ve emekli maaşları açlık sınırının altına düştü.
İşçilerin yüzde 60’a yakını asgari sefalet ücretiyle yaşamaya çalışıyor. Ancak bu bile gözü doymayan kapitalistlere yetmiyor. Sömürücü asalaklar ücretlerin daha da düşürülmesi için adım atılmasını istiyor. Bölgesel asgari ücreti gündeme getiriyorlar. MÜSİAD Başkanı’nın “İşçilerin bölgesel asgari ücretten kârlı çıkacağı” yönündeki sözleri tam bir utanmazlıktır. Azgın bir sömürü ile daha da palazlanmak isteyen bu kan emiciler, krizin tüm faturasını işçi ve emekçilere yüklemek istiyorlar.
AKP iktidarı gelinen yerde açlık sınırının altına düşen asgari ücreti “ortalama ücret” hâline getirmiş bulunuyor. 2005 yılında ortalama ücret düzeyi asgari ücretin 2,2 katı iken, 2020’li yıllarda bu oran 1,7’ye gerilemişti. Şimdi ise ortalama ücret alan işçilerin oranında da büyük bir düşüş yaşanıyor. Buna rağmen kapitalistler asgari ücretin daha da düşürülmesini istiyor. Devasa kârlarını paylaşmayan sermaye sahipleri, krizin bedelini emeğin toplumsal kesimlerine ödetmek istiyor.
İşçi ve emekçiler açısından tek sorun temmuz ayında ek zam talebinin karşılanması değildir. Asıl önemli olan, tüm ücretlerin insanca yaşamaya yetecek bir düzeye çıkarılmasıdır. Temmuz ayında ek zam taleplerinin karşılanması, emekçi kesimlerin sefalet ücreti zulmünden kurtulmasıdır. Ve daha önemlisi krizin sorumlusu olan kapitalistlerin faturayı ödemesidir.
Temmuz ayında ek zam talebi mücadele edilmeden kazanılamaz! Ek zam için işçi sınıfı ve emekçilerin birleşik kitlesel mücadeleyi büyütmesi şarttır.
Ekonomik ve sosyal yıkım saldırılarını püskürtmek, saray rejimi ile hizmet ettiği kapitalistlerin pervasızlığını durdurmak için harekete geçmeliyiz. Krizin faturasını kapitalistlere ödetmek için “sınıfa karşı sınıf” anlayışıyla topyekûn örgütlü mücadeleyi yükseltmeliyiz.



