Mahkemeye damga vuran anlatımlar, bu işçi katliamının devlet yetkililerinin iddia ettiği gibi münferit bir olay olmadığını, aksine azgın sömürü düzeninin bu tür katliamlara nasıl zemin hazırladığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Dilovası’nda ruhsatsız bir “fabrikada” kayıtsız işçiler… Nice şikayetlere rağmen denetimsizlik örneği… Ve tüm kuralsızlıklar silsilesinin ardından parfüm dolumu yapan Ravive Kozmetik “fabrikasında” yaşanan işçi katliamının hukuksuzluk ile sarmalı…
Ravive Kozmetik için açılan davanın mahkeme yeri ne Gebze’deki ne il merkezindeki adliye oldu. Kandıra Cezaevi’nin mahkeme salonuna dava sürüldü. Gerekçe? Tutuklu sanıkların can güvenliği!
Bu işçi katliamı yaşanmadan önce, Dilovası’nın ortasında her yönüyle tehdit saçan bu işletmede ne çalışanların ne de mahalle halkının can güvenliği devletin aklına gelmişti. Ancak aynı devlet, söz konusu katliamın failleri olunca, onların “can güvenliği” konusunda aniden pek bir duyarlı kesiliverdi.
8 Kasım tarihinde gerçekleşen Dilovası işçi katliamının duruşmaları 24-25-26 Mart tarihlerinde üç gün olarak belirlenmişti. Mahkeme bir gün daha uzatılarak dört gün sürdü. Duruşmaların her birinde sunulan deliller ve tanıkların anlatımları Ravive’de çalışma koşullarının korkunçluğunu yeni örneklerle ortaya serdi. Daha önce fabrikada çalışmış kadın işçiler, hiçbir iş güvenliği önlemi alınmadığını, maliyeti yüksek gerekçesiyle yangın merdiveninin yapılmadığını, paletlerin arasında yerde yemek yenildiğini anlattılar.
Mahkeme sanıkların kendini aklama çabalarıyla geçti. Mahkemede en rahatsız edici olan sanık avukatlarının arsızca savunmalarıydı. Sanıkların her biri de kendini aklamak için suçu bir diğerlerinin üzerine atmaya, alınmayan önlemleri başkaları üzerinden gerekçelendirmeye çalıştı. Altay Ali Oransal, tüm suçu şirketin sahibi olarak görülen ve cezaevinde ölen babasına atarak sıyrılma hamleleri yaptı. Firmada üretimi yapılan ürünler doğrudan kendisine aitken ve diğer ürünlerle bağlantılıyken çarpıtma ve yalan dolu beyanlar sunup durdu. Tutuklu sanıkların hepsi de aynı şekilde davrandı.
Serbest bırakılmak isteyen işçi katillerinden birinin “Bu kadar gündem olmasaydı biz tutuklu değildik” cümlesi burjuva hukukunun gerçek tablosunun bir itirafı oldu. İşçi katillerinin avukatlarının yanarak ölen işçileri suçlu ilan eden cümleler kurması ise pervasızlıkta sınır tanımadıklarını gösterdi.
Tutuklu 8 sanıktan 7’sinin tutukluluk hâlinin devamına karar verildi, duruşma 20 Mayıs’a ertelendi. Hayatını kaybeden işçilerin yakınları ve avukatları, Ravive’nin iş yaptığı büyük şirketlerin yanı sıra süreçte denetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen belediye, Çalışma Bakanlığı gibi kamu kurumlarının sorumlularının da yargılanması talebini yinelediler.
Mahkemeye damga vuran anlatımlar, bu işçi katliamının devlet yetkililerinin iddia ettiği gibi münferit bir olay olmadığını, aksine azgın sömürü düzeninin bu tür katliamlara nasıl zemin hazırladığını bir kez daha gözler önüne serdi.



