Şu bilinmeli ki bu güruhtan işçi hakları için mücadele beklemek ölüden dirilmesini beklemekle eş değerdir. İşçi sınıfının üzerine çöken bu ağa-bey takımı mutlaka o koltuklardan atılmalıdır.
İktidara yakınlığı ile bilinen ve bir dönem kamu işçileri adına yüzde sıfır zam teklifi ile bakanlığa giden Memur-Sen Başkanı Ali Yalçın’ın oğluna Allah “yürü ya kulum” demiş… Ali Yalçın’ın oğlunun Kuşadası’nda TOKİ tarafından tahsis edilen arsaya 1300 villalık site yaptığı ortaya çıktı.
AKP iktidarı ile içli dışlı olan Ali Yalçın’ın sınırsız imtiyazı vardır biliyoruz. Demek ki bunu yalnız kendi için değil sülalesi için de sınırsızca kullanıyor. Çok iyi biliyoruz ki bu Kaf dağının görünen yüzüdür. Bu bürokrat takımı iyi bir maaş, rahat bir koltuk bir de sınırsız harcırah alınca bu konumunu korumak ve üzerine katmak için her uğraşın içine giriyorlar. Bu durum sadece Memur-Sen başkanına özgü bir durum da değildir. Çelik-İş başkanı Yunus Değirmenci’yi hatırlayalım. Aldığı son model sendika makam aracı için işçilere “daha iyi hizmet etmek için aldık” demişti. Bu gibi durumlara kılıf bulmakta pek hünerliler. Boşuna yıllardır o koltuklarda oturmuyorlar, değil mi? Lüks oteller, bedava tatiller…İşsizlik tehdidi, baskı, mobing, uzun çalışma saatleri olmadan yaşıyorlar. 12 saat dur durak bilmeden çalışan işçilerin aidatları ile rahat bir yaşam sürüyorlar. Maalesef bunlar bürokratlıklarıyla kalmıyor aynı zamanda birer patroncuk olma yolunda ilerliyorlar. Haklarıdır tabi!
Türkiye’de hızlı büyüyen zenginlerinden ne eksiği var bu ağaların? Maşallah zenginler daha da semirsin, iktidar ayakta kalsın diye her türlü Ali Cengiz oyununu oynuyorlar. Bu kadarcık menfaatleri olmasın mı kendilerinin?
Şu bilinmeli ki bu güruhtan işçi hakları için mücadele beklemek ölüden dirilmesini beklemekle eş değerdir. İşçi sınıfının üzerine çöken bu ağa-bey takımı mutlaka o koltuklardan atılmalıdır. Fakat sorun tek başına o koltuklardan atılmaları da değildir. Esas sorun bu bürokratik ilişkiler sarmalına neden olan sendikal düzenin topyekûn değiştirilmesidir. Bunun yolu da öncelikle sınıfın tabandan örgütlenmesi ve mücadeleye atılmasından geçmektedir. Zira haşere takımının ürediği bataklık sınıfın sermayeye karşı mücadeleden geri durmasından kaynaklanmaktadır.



