Bu direniş bir kez daha göstermiştir ki, yapılması gereken, tek adam rejiminin keyfi yasaklama kararlarına karşı fiili-meşru mücadeleyi büyütmek, haklarımıza ve geleceğimize sahip çıkmaktır.
Bilgi Üniversitesi 22 Mayıs tarihinde Cumhurbaşkanı kararıyla kapatıldı. Üç gün sonra ise Cumhurbaşkanı kararıyla tekrar açıldı. Bilgi Üniversitesi’nin kapatılması tek adam rejiminin her şeyi Erdoğan’ın bir imzasına bağlayan uygulamalarından bir tanesidir. Ancak üniversitenin gene Erdoğan’ın kararıyla açılması bir lütuf değildir. Kararın iptal edilmesi ortaya konulan direnişin gücünün göstergesidir. Çünkü kararın yayınlanmasından üç gün sonra kapatma kararından vazgeçmesi mücadele sayesinde gerçekleşmiştir.
Üniversitenin kapatılması 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun Ek 11. maddesi, “Kurucu vakfına kayyım atanan üniversitenin faaliyet izni, Cumhurbaşkanı kararıyla kaldırılır” gerekçesiyle gerçekleştirildi. Verilen mücadele sayesinde kararın iptal edilmesi, zaten mantıklı bir hukuki dayanağı bulunmayan bir yasa maddesinin nasıl etkisiz hale getirilebileceğini gösterdi.
Bilgi Üniversitesi öğrencileri, akademisyenleri, ilerici-devrimci gençlik örgütleri üç gün boyunca gece-gündüz demeden üniversitenin kapanma kararına karşı direndiler. Eğitim haklarına sahip çıktılar. Yoğun polis saldırısı, gözaltı terörü karşısında yılmadılar, mücadeleyi sürdürdüler. Ortaya konulan direniş kamuoyunda da geniş yer buldu ve destek topladı. Fiili-meşru mücadele sayesinde üniversitenin kapatılması kararı iptal edildi.
Bizler Cumhurbaşkanlığı kararlarını grev yasaklarından da tanıyoruz. 22 grev Erdoğan’ın bir imzasıyla yasaklanmıştır. Tek adam rejimi nasıl ki grev yasaklarıyla işçi düşmanlığı yapıyorsa, Bilgi Üniversitesi’nde de öğrencileri ve akademisyenleri mağdur edecek bir karara imza atmak istemiştir. Ancak başarılı olamamıştır.
Bu direniş bir kez daha göstermiştir ki, yapılması gereken, tek adam rejiminin keyfi yasaklama kararlarına karşı fiili-meşru mücadeleyi büyütmek, haklarımıza ve geleceğimize sahip çıkmaktır.



