Tekstil sektöründe kadınlar işsizliğe mahkûm…

Sektörde kadın işçiler, düşük ücretlerle, ağır çalışma koşullarıyla, güvencesizlikle boğuşurken, işten çıkarmalar ise bu tabloyu daha da ağırlaştırıyor. İşçi kıyımında kadınlar öncelikle tercih ediliyor

Ekonomik kriz gün geçtikçe derinleşirken egemenler krizin faturasını işçi ve emekçilere ödetmeye devam ediyor. Artan işsizlik, düşük ücretler ve hakların gasp edilmesi vb. yaşanan sorunların başında geliyor.

Tekstil sektörü ise krizin en yoğun yaşandığı sektörlerden biri… DİSK’in paylaştığı, Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın verilerine göre sektörde son 1 yılda istihdam kaybı 66 bin oldu. Ancak sektörde kayıt dışı çalışmanın yaygınlığını düşündüğümüzde gerçek rakamın bundan daha fazla olduğunu tahmin etmek zor değil… Yine verilere göre, sektörde erkek işçi sayısı son 3 yılda 100.814 kişi azalırken, kadın işçiler için bu rakam 112.630 kişiyi olarak kaydedildi. Bu veriler bile kadınların krizden daha fazla etkilendiklerini gösteriyor.

“Küçülme” “daralma”, ya da “fabrikanın taşınması” vs. hangi gerekçeler sunulursa sunulsun, fatura tekstil işçilerine kesilirken, işini kaybedenlerin çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor. 

Sektörde kadın işçiler, düşük ücretlerle, ağır çalışma koşullarıyla, güvencesizlikle boğuşurken, işten çıkarmalar ise bu tabloyu daha da ağırlaştırıyor. İşçi kıyımında kadınlar öncelikle tercih ediliyor. Çünkü patronlara göre, “nasılsa eşleri çalışıyor, kadınlar eve katkı yapıyor”. İktidar da zaten Aile on yılı ilan etmedi mi? “Kadınların yeri evidir” demedi mi? Hem çocuk doğurup hem de kadınların evden “esnek” çalışacakları işleri tavsiye edip durmuyor mu?

Bir yandan sermaye, öbür yandan sermayenin devleti, başta kadın işçiler olmak üzere sömürüyü artırarak, örgütsüzlüğü derinleştirerek krizi fırsata çevirmeye çalışıyor.

Tüm bunlara rağmen Barta’da, Şık Makas’ta, Antep Başpınar’da dayatmaları kabul etmeyen, direnen kadın ve erkek işçiler var. Yarınlarımızı kazanmak, bu direnişleri yaygınlaştırmaktan, var olanlarla dayanışmayı yükseltmekten geçiyor.