Sivas’ı unutma, unutturma!

Sivas katliamının perde arkasındaki güçler, Çorum ve Maraş’ta gerçekleştirilen katliamların faili CIA, MİT ve kontrgerillaydı. Onlar, ‘77 1 Mayıs’ında Taksim’de, Gazi’de, Ulucanlar’da, 19 Aralık’ta, Amed, Suruç ve Ankara katliamlarında da iş başındaydılar.

2 Temmuz 1993’de Sivas Madımak Oteli yakıldı. 33 can katledildi. Sivas katliamının üzerinden 33 yıl geçti. Gerçek failler hâlâ açığa çıkarılmadı. Zira Sivas katliamının merkezinde devletin kirli ve karanlık güçleri vardı.

Gerçekleşen planlı bir katliamdı. Önleri ardına kadar açılan faşistlerin ve şeriatçıların ipleri devletin elindeydi. Sivas katliamıyla hedeflenen, Alevi emekçiler ve yakılan aydınlar şahsında tüm topluma gözdağı vermekti.

Aydınlar, sanatçılar ve yazarlar etkinliklere katılmak için Sivas’a gelmişlerdi. Sermaye devletinin planları doğrultusunda başta Aziz Nesin olmak üzere etkinliğe katılanlar hedefe çakıldı. “Müslümanların kutsal değerlerine hakaret edildiğini” söyleyen bildiriler dağıtıldı. Yerel gazetelerde katliama davetiye çıkaran yayınlar yapıldı.

Dönemin Refah Partili belediye başkanı aynı tarihe “Hicret koşusu” koydu ve çevre illerden katil çeteleri Sivas’a toplandı. Etkinliğe katılmak için gelenlerin kaldığı Madımak Oteli’nin önüne yol bakım çalışması bahanesi ile bir kamyon taş boşaltıldı. Kolluk güçleri başka ilçelere gönderildi. Kısacası katliam için her türlü hazırlık yapıldı.

2 Temmuz günü Cuma namazı çıkışında, belediye başkanı Temel Karamollaoğlu’nun “Gazanız mübarek olsun” diyerek açıktan destek verdiği katiller sürüsü etkinliğe gelenlerin üzerine salındı. Madımak Oteli’nde kalan 33 can diri diri yakıldı.

Katliamın ardından düzen temsilcileri gözü dönmüş güruhlara arka çıktılar. Katliamı mazur gösteren açıklamalar yaptılar. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, “Halkla polisi karşı karşıya getirmeyin” diyebildi. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller, “Otelin etrafını saran vatandaşlarımıza hiçbir şey olmamıştır” diyerek katillerin ellerini soğutmadı. Koalisyon ortağı SHP’nin Genel Başkanı Erdal İnönü, “Güvenlik güçlerimizin özverisiyle vatandaşlarımızın daha fazla zarar görmesi engellenmiştir” diyerek, katledilen 33 canı umursamayan sözler söyleyebildi. ANAP lideri Mesut Yılmaz, “Bu, bir futbol maçında bile çıkabilecek bir olaydır” diyerek kitlesel katliama gözlerini kapattı. Bu açıklamalar katliamın gerçek failinin ortaya koyuyordu.

Sivas katliamının perde arkasındaki güçler, Çorum ve Maraş’ta gerçekleştirilen katliamların faili CIA, MİT ve kontrgerillaydı. Onlar, ‘77 1 Mayıs’ında Taksim’de, Gazi’de, Ulucanlar’da, 19 Aralık’ta, Amed, Suruç ve Ankara katliamlarında da iş başındaydılar.

Sermaye devleti katillerin ellerinin soğutulmaması için her şeyi yaptı. Katliamın piyonlarını zaman aşımı ve benzeri yargı kararlarıyla akladı ya da affetti. Katliamın hesabını sormak için mücadele eden işçi ve emekçilere ise vahşice saldırdı.

Sivas katliamını unutturmamak gerekiyor. Ancak bu yeterli değildir. Asıl yapılması gereken, bir daha Sivaslar’ın, Çorumlar’ın, Maraşlar’ın olmaması için, katliamın kaynağı sermaye düzenine karşı mücadeleyi büyütmektir. Yüreği katliamın hesabını sormak için atan başta Aleviler olmak üzere her bir emekçinin kurtuluşunun yolu sosyalizm bayrağı altında buluşmaktan geçmektedir.