Sinmeyeceğiz! Asla boyun eğmeyeceğiz!

Gerici-faşist rejimin baskı ve zorbalığı sonuç vermeyecektir. Bu topraklarda devrimci birikimi sahiplenenler, emeğin kurtuluşu için sosyalizm mücadelesini büyütenler emperyalizmin karşısında durmaya, “NATO defol!” demeye ve sömürü düzenine karşı mücadeleyi büyütmeye devam edecektir.

“NATO’nun yanında olanlar, NATO’ya uşaklık yapanlar, bu ülkeyi emperyalistlerden ve onların işbirlikçilerinden temizlemek isteyenlere bu mahkemeler aracılığıyla ceza vermeye, onları engellemeye çalışıyor. Engelleyemeyeceksiniz!” diye haykırıyordu Murat, hakkında verilen tutuklama kararının ardından…

“Bedenlerimizi tutuklayabilirsiniz ama düşüncelerimizi asla!” diye sesleniyordu Okan adliye koridorlarında…

“Bizi işçi sınıfının, emekçilerin ve kadınların mücadelesini büyüttüğümüz için tutukladınız. Ama boyun eğmeyeceğiz.” diyordu İpek…

Onları Ankara’daki yoldaşları izledi. Topluca tutuklanmalarını “NATO defol!”, “Yaşasın devrim ve sosyalizm!” sloganlarıyla karşıladılar, mutlak bir kararlılıkla…

Bu sözler, atılan sloganlar NATO zirvesi öncesinde estirilen baskı ve zorbalığa, gerçekleştirilen tutuklama saldırısına verilmiş en anlamlı yanıtlardı.

Aylardır NATO şeflerini ağırlamak için hummalı bir hazırlık yürüten AKP iktidarı, ülkeyi adeta açık bir hapishaneye çevirdi. Trump dahil olmak üzere NATO üyesi ülkelerin devlet başkanlarını ağırlamaya hazırlanan saray rejimi, başta Ankara olmak üzere ülkenin dört bir yanında devlet terörü estirdi. Ankara’da fiilen sıkıyönetim uygulamaları devreye sokulurken; Ankara, İstanbul, Eskişehir, Zonguldak ve birçok ilde gerçekleştirilen sözde “terör operasyonları” kapsamında yüzlerce kişi gözaltına alındı, çok sayıda kişi tutuklandı. Ankara’da başlayan yasaklar kısa sürede diğer kentlere de yayıldı.

Bütün bu hazırlıkların ve estirilen devlet terörünün amacı açıktı: NATO zirvesinin sorunsuz biçimde gerçekleştirilmesini sağlamak ve emperyalist savaş politikalarına karşı yükselebilecek her türlü toplumsal tepkiyi bastırmak.

Gözaltına alınıp tutuklananlar, “NATO’ya hayır!” dedikleri, işçi ve emekçilerin haklarını, özgürlüklerini ve geleceklerini savundukları, emperyalist saldırganlığa, sömürüye, iş cinayetlerine, kadın cinayetlerine ve gençliğe dayatılan geleceksizliğe karşı mücadele ettikleri için hedef alındılar. Bu yüzden soruşturma dosyasında yer alan bütün “suçlamalar”, onlar açısından birer onur nişanesidir.

Faşist tek adam rejimi, meşru eylemleri, sendikal faaliyetleri, dernek çalışmalarını ve demokratik hak arama mücadelesini suç saydı. Asıl amaç, baskı ve zorbalık politikalarıyla ayakta kalmaya çalışan AKP iktidarının bütün topluma gözdağı vermesi, işçilerin, emekçilerin, gençliğin ve tüm muhalif kesimlerin mücadele azmini kırmaya çalışmasıdır.

Bu saldırı, haklarını aradığı için işkenceyle gözaltına alınan maden işçilerine yöneliktir.

Bu saldırı, hakları için direnen eğitim emekçilerine yöneliktir.

Bu saldırı, geleceği ve özgürlüğü için mücadele eden gençliğe yöneliktir.

Bu saldırı, eşitlik ve özgürlük isteyen kadınlara yöneliktir.

Bu saldırı, gündüzleri sömürülen, geceleri aç yatan milyonlarca emekçinin insanca, özgür bir yaşam özlemine yöneliktir.

Bu saldırı, NATO’ya, emperyalizme, bu baskı ve sömürü düzenine karşı mücadele eden herkese yöneliktir.

Ancak NATO zirvesi öncesinde sendikacıları, gazetecileri, avukatları, çevre savunucularını, gençleri, devrimci ve ilerici güçleri ev baskınları ve tutuklama terörüyle susturabileceğini, teslim alabileceğini sanan saray rejimi yanılmaktadır.

Gerici-faşist rejimin baskı ve zorbalığı sonuç vermeyecektir. Bu topraklarda devrimci birikimi sahiplenenler, emeğin kurtuluşu için sosyalizm mücadelesini büyütenler emperyalizmin karşısında durmaya, “NATO defol!” demeye ve sömürü düzenine karşı mücadeleyi büyütmeye devam edecektir.