Dile gelen cümleler mücadeleyle tamamlanacak!

Nisa’nın, Tuğba’nın, Cansu’nun, Esma’nın, Hanım’ın, Şengül’ün, Tuncay’ın sesi olmaya, Dilovası İşçi Katliamı Aileleri’nin cümlelerini tamamlamaya, iş cinayetlerini durdurmak için omuz omuza mücadeleye!..

“Qîza min hê biçûk bû… (Kızım daha küçücüktü…)

Qîzên me, zarokên me şewitandine… (Kızlarımızı, çocuklarımızı yaktılar…)

Zarokên me xeyalên wan hebûn! (Çocuklarımızın hayalleri vardı!)”

Dilovası’nda bulunan Ravive Kozmetik’te yaşanan yangında yaşamını yitiren 7 işçiden Nisa Taşdemir’in teyzesinin cümleleri… Nisa 15 yaşındaydı. Mutlaka hayalleri vardı. Ama hayatın gerçekleri ama geçim sıkıntısı, bir yandan okurken bir yandan da harçlık için parfüm dolum işinde çalışmak zorunda bırakmıştı onu. Tıpkı aynı gün aynı iş cinayetinde yaşamını yitiren kuzeni Tuğba gibi…

Nisa Taşdemir’in annesi Altun Taşdemir, ilk günlerden itibaren dökülen cümlelerle adalet nöbeti alanından da soruyor ve diyor ki: “Bile bile çocuklarımızı öldürdüler. Patronlar yaşasın, işçiler ölsün mü? Böyle hak hukuk olmaz. Genç kızlarımızı toprağa gömdüler.”

Babası Vedat Taşdemir ise katliamın peşini bırakmayacaklarını söylüyor ve mahkeme sürecine dair taleplerini şu cümlelerle anlatıyor: “Belediye başkanından, büyükşehir belediye başkanından, kaymakamdan, hâkimlerden, savcılardan, herkesten şikayetçiyim. Oraya ruhsat veren, suç ortağı herkesten şikayetçiyim. Artık Kandıra’ya gidecek gücümüz kalmadı. Mahkemenin Gebze’ye taşınması ve sorumlu olan herkesin mahkeme karşısına çıkması gereklidir.”

Tuncay Yıldız’ın eşi İlknur Yıldız, kendilerine anlaşma için haber gönderen şirket sahipleri ile yetkililere, “Bu acı hafifleyecek bir acı değil. Ne zaman adalet yerini bulur, bizim acımız o zaman geçer!” diyerek cevap veriyor. Hanım Gülek’in kızı Tuba Gülek Laç ise sergilenen bu tavra “Bizim acımız da kederimiz de satılık değil, olmayacak! Biz adalet arıyoruz.” sözleriyle yanıt veriyor.

8 Kasım 2025, emekçilerin kum olup, köpüklü su olup Ravive Kozmetik’teki yangını söndürmek istediği gündü. Bedenlerin yandığı, insanlığın sarsıldığı bir gündü. Dilovası’nın ortasında, herkesin gözünün önünde bir yerdeydi Ravive Kozmetik. Ama bizim gündemimize üç kız çocuğunun ve üç kadının yaşamını yitirdiği patlama ve yangınla girdi. Oysa patlamaya kadar ne anılar ne sorunlar ne acılar ne paylaşımlar yaşanmış. Bu yaşanmışlıkların bir kısmını iş cinayetinden sonra hayatımıza giren video ve fotoğraflarla öğrendik.

Sonradan yaşamını yitiren erkek işçiyle birlikte 7 işçiyi yitirdiğimiz bu iş cinayetinin öncesindeki ihmaller gibi sonrasında da suçluları koruyan düzen işliyor. Gebze’de açılan dava Kandıra’ya taşındı. Dilovası İşçi Katliamı Aileleri, Gebze’nin meydanında adalet nöbeti başlattılar. Gayrettepe, Hendek, Kartalkaya katliamında yakınlarını kaybedenlerle omuz omuza ortak mücadele vermeye başladılar.

Ailelerin hepsinin cümlelerinde izlemek zorunda kaldıkları yangının ağırlığı var. Hâlâ yüreklerinde hissettikleri acı, tüm sorumlular yargılanmaya başlamadığında ve tutuklular serbest bırakıldıklarında daha da derinleşiyor. Hukuk işlemediğinde, caydırıcı cezalar verilmediğinde yeni iş cinayetleri yaşanmaya devam ediyor.

Ravive Kozmetik, çocuk işçiliğin ve kadın iş gücünün kayıt dışı, güvencesiz, düşük ücretle nasıl özdeşleştiğini gösteren bir örnek olarak yüzümüze çarptı. Denetimsizliği, arkasını devlet kurumlarına dayayanların nasıl korunduğunu gösterdi ve hâlâ da gösteriyor. Bunların son bulması için işçilerin ve toplumun daha örgütlü olmasından başka çare yok. Kadın işçilerin güvenceli ve insanca bir ücrete çalışabilmesi için örgütlenmesi dışında bir yol yok. Ve başlayan bir kavganın kazanımla sonuçlanması için omuz omuza olmak, dayanışmayı büyütmek sorumluluğu önümüzde duruyor.

Nisa’nın, Tuğba’nın, Cansu’nun, Esma’nın, Hanım’ın, Şengül’ün, Tuncay’ın sesi olmaya, Dilovası İşçi Katliamı Aileleri’nin cümlelerini tamamlamaya, iş cinayetlerini durdurmak için omuz omuza mücadeleye!..