Petrol İş Sendikası Elastron Kimya işyeri temsilcisi İrfan Çelik Dilovası Katliamına dikkat çekmek için Gebze’de sendikalı işyerlerinde gerçekleştirilen eylemlerin ardından Emeğin Kurtuluşu için yazdı…
Petrol-İş Sendikası Gebze Şubesi Elastron Kimya temsilcileri ve işçileri olarak, Dilovası işçi katliamının yaşandığı ilk günden beri sürecin takipçisiyiz. İlk gün fabrika önündeydik ve devam eden süreçte her aşamada, “Sorumlular yargılansın, ceza alsın!” dedik. Adalet nöbetinde de yer aldık ve sürdüğü müddetçe yer almaya devam edeceğiz.
İşçi arkadaşlarımız iş yerinde bize şunu soruyor: “Dilovası katliamının failleri belliyse, sermaye ve holdinglerin işçi sağlığını hiçe sayan uygulamalarını görmezden gelen kamu görevlileri neden yargılanmıyor, cezaları neden verilmiyor?”
Bizler de işçilere, yasaların hep güçlüden ve zenginden yana işlediğini söylüyoruz. Bunun üzerine, “Peki, bizim başımıza da böyle bir şey geldiğinde aynısı mı olacak?” diye soruyorlar. Ne yazık ki mevcut koşullar ve hukukun işleyişi böyle devam ettiği sürece bunun cevabı büyük ölçüde evettir.
Yaşananları gören işçiler, “Biz ne yapacağız?” diye soruyor. Açık ki bizlerin direnmekten başka kurtuluşu yok.
İş cinayetleri ve iş kazaları yalnızca yangın gibi olaylarla yaşanmıyor. Geçim sıkıntısı, aşırı iş yükü, mobbing, yönetici baskısı ve güvencesiz çalışma koşulları da iş kazalarının önemli nedenleri arasında yer alıyor. Evindeki borç ve geçim derdiyle işe gelen bir işçinin nasıl bir ruh hâli içinde olduğunu kimse bilemez. Bu koşullara bir de yönetici baskısı eklendiğinde, işçi dikkatini kaybediyor; kolunu, elini makineye kaptırabiliyor.
Bizler fabrikalarda yönetici baskısına karşı mücadele veriyoruz. Kaldı ki bu parfüm işletmesinde sigorta yapılmadığı, yemek verilmediği ve kayıt dışı çalıştırmanın olduğu söyleniyor. İşçilerin yemeklerini evden getirdiğini öğreniyoruz. Bu işletmenin, İŞKUR’un yanı başında denetimsiz ve kayıt dışı faaliyet göstermesi kabul edilemez.
Sendikalar ve özellikle bir işçi kenti olan Gebze halkı bu katliama sessiz kalmamalıdır.
İşçi katliamı Dilovası’nda gerçekleşiyor, ancak dava kilometrelerce uzağa taşınarak Kandıra’da görülüyor. Dava Gebze’de yapılmalıdır.
Çocuk işçiliği yasaklanmalı, çocukların eğitimini sürdürebileceği ve insanca yaşayabileceği sosyal destekler sağlanmalıdır. Yaşamını yitirenlerden üçünün çocuk olması, torun sahibi ve aslında emeklilik yaşına gelmiş kadınların çalışmak zorunda kalması, içinde bulunduğumuz düzenin acı bir göstergesidir. Bu insanlar çalışmayı tercih ettikleri için değil, mecbur bırakıldıkları için çalışıyorlardı.
Bizler bu davayı ve devam eden adalet nöbetlerini sahiplenmeye devam edeceğiz. Failler hak ettikleri cezayı alana kadar, kamu görevlileri ve sermaye temsilcileri yargı önünde hesap verene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
İşçi sınıfına ve Gebze halkına çağrımızdır: “Sizin de çocuklarınız var. Gelin, bu davaya birlikte sahip çıkalım.”
Gebzeli işçiler çalışırken ölmek istemiyor. Sermayenin daha fazla kâr elde etmek uğruna ağır iş yükünü, hızlandırılmış üretimi ve “az işçi, çok iş” dayatmasını kabul etmeyelim.
Sürecin takipçisiyiz. Duruşmalara ve adalet nöbetlerine katılan sendikalara ve kurumlara baktığımızda, hep aynı örgütleri görüyoruz. Sarı sendikalar ise ortada yok. Madem sermayeden yana değilsiniz, bu davanın takipçisi olarak neden burada değilsiniz? Bu işçi katliamına zemin hazırlayan anlayışın ortaklarından biri de masa başı sendikacılığı yapan sarı sendikalardır.
Bizler Petrol-İş Sendikası Gebze Şubesi Elastron Kimya işçileri olarak, bu davayı sonuna kadar kendi davamız bilecek ve takipçisi olacağız.
Petrol İş Sendikası Elastron Kimya işyeri temsilcisi İrfan Çelik



