Türkiye Maden-İş ağaları, maden işçilerinin Bağımsız Maden-İş’e yönelik ilgisini zayıflatmak için yalanda sınır tanımadılar. Bağımsız Maden-İş’i vatan haini, tehlikeli, agresif, terörist gibi alçakça ifadelerle suçladılar.
Tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmaz. Tarlada izi olmayan Türk-İş’e bağlı Türkiye Maden-İş’in Doruk Madencilik işçilerinin mücadele ettikleri ve kazandıkları mücadeleyi kendi başarısı gibi göstermesi tam bir yüzsüzlük örneğidir. Türkiye Maden-İş, Doruk Madencilik işçilerinin Bağımsız Maden-İş öncülüğünde direnerek kazandıkları tazminat ve ücret haklarını, kendi kazanımı gibi gösterecek kadar düşkünleşmiştir.
Doruk Madencilik işçileri Ankara’ya yürüme kararını aldılar, yanlarında Türkiye Maden-İş yoktu. Doruk Madencilik işçileri aç, susuz Ankara yolundayken, gaz yerken, gözaltına alınırken Türkiye Maden-İş kılını bile kıpırdatmadı. Direniş kazandı, tam bir utanmazlıkla Türkiye Maden-İş zafere ortak olmaya çalıştı. Hatta direnişin öncülüğüne soyundu. Bu samimiyetsiz, ciddiyetsiz açıklamaların Doruk Madencilik işçilerinin ve emek kamuoyunun gözünde zerrece bir değeri, kıymeti harbiyesi yoktur.
Doruk Madencilik işçilerinin direnişi, sosyal medyadan televizyon ekranlarına, stadyum tribünlerinden sanat camiasına kadar geniş kesimleri etkiledi. Gösterdikleri kararlılık nedeniyle destek dalga dalga büyüdü. Büyüyen direniş AKP iktidarını masaya oturmak zorunda bıraktı. Mücadelenin gücüyle direnişin 17., açlık grevinin 9. gününde zafer kazanıldı. Tüm bunlar olup biterken Maden-İş, Doruk Maden işçilerinin direnişine zerrece destek vermedi.
Doruk Madencilik işçileri patron tarafından baskı altına alındı. İşbirlikçi Türkiye Maden-İş, baskılara sözde bile tepki göstermedi. İşçilerin ekonomik, sosyal hakları için hiçbir şey yapmadı. Madencilerin hakları gasp edildi. Türkiye Maden-İş, şirketin suç ortağı oldu.
Türkiye Maden-İş direniş sürecini öncelikle görmemeyi tercih etti. Suskunluk, sessizlik fesadıyla geçiştirmeye çalıştı. Ancak, direnişin kazanıma ulaşmasının ardından ortaya çıktı. Tam bir arsızlıkla süreci sahiplenmeye çalıştı.
Türkiye Maden-İş ağaları, maden işçilerinin Bağımsız Maden-İş’e yönelik ilgisini zayıflatmak için yalanda sınır tanımadılar. Bağımsız Maden-İş’i vatan haini, tehlikeli, agresif, terörist gibi alçakça ifadelerle suçladılar.
Ekonomik sosyal yıkım özelde maden işçilerinin mücadele dinamiklerini büyütüyor. Bu nedenle önümüzdeki süreçte de Doruk Maden işçilerinin direnişine benzer fiili eylemlerin yaşanması kaçınılmazdır. Derinleşen ekonomik kriz kitlesel işten çıkarmaları, ucuz işçi olarak göçmen işçi kullanımını, esnek çalışmayı, sendikasızlığı ve hatta sigortasız çalışmayı büyütüyor.
Sermaye düzeni de boş durmuyor. İşbirlikçi, ihanetçi sendikaları tepe tepe kullanıyor. Madenlerde kullanışlı aparat olarak Türkiye Maden-İş’i öne çıkarmak istiyor. Ancak mücadele ederek kazanma bilinci maden işçileri içinde büyüyor. Bu nedenle mücadeleye yabancı olan Türkiye Maden-İş’in başarı şansı bulunmuyor.



