Doruk Madencilik işçilerinin direnişi bir kez daha gösterdi ki, devlet bağımsız ve tarafsız bir yapı değildir. Tüm kurumlarıyla sermayenin hizmetindedir. “Garantörlük” adı altında üstlenilen rolün, Ankara’daki direnişi sonlandırmaya ve mücadeleyi soğutmaya dönük olduğu bir kez daha açığa çıkmıştır.
Doruk Madencilik işçileri, Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğünde gasp edilen ücretleri ve diğer hakları için 12 Nisan’da Eskişehir’den Ankara’ya yürüdüler. Gözaltılara, baskılara ve tehditlere rağmen kararlı bir mücadeleye dönüşen direniş, Ankara’da ilerici-devrimci güçlerin ve halkın gösterdiği dayanışmayla toplumun gündemine oturdu.
Bunun üzerine Doruk Madencilik’in sahibi Yıldızlar Holding işçilerin alacaklarının ödemeyi kabul etti. Görüşmelere katılan üç bakanlık (İçişleri, Enerji ve Çalışma Bakanlıkları) “garantör” oldu ve böylece direniş sonlandırıldı. Anlaşmaya göre işçilerin tüm alacakları 15 Mayıs’a kadar ödenecekti.
Ancak bugüne kadar “kaynak yok” diyerek işçilerin alacaklarını gasp eden Yıldızlar Holding, anlaşma sonrasında da aynı tutumunu sürdürdü. Ödemeleri sürekli erteledi, işçileri oyaladı. Bayram öncesi ödeme sözü verilmesine rağmen bu söz de tutulmadı.
Yıldızlar Holding, işçilerin alacaklarını ödemesi gereken tarihlerde işletmede örgütlü olan ancak işçilerin hakları için hiçbir adım atmayan işbirlikçi Türk-İş’e bağlı Maden-İş yönetimine ise 10 milyon TL aktardı. Bu da meselenin “kaynak yokluğu” değil, açık bir “tercih” meselesi olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Holding, işçilerin emeğini gasp ederken sermayeye sadakat gösteren sendika bürokratlarını ödüllendirdi. Direnen madencileri ise oyalama ve baskıyla yıldırmaya çalıştı.
Peki ya “garantörler”?
Direnişin sona erdirilmesi için “garantör” olarak masada yer alan üç bakanlığın yapması gereken, işçilerin gasp edilen ücretlerinin ödenmesini güvence altına almak, sermaye üzerinde baskı kurmak ve süreci denetlemekti. Ancak bu yönde hiçbir adım atılmadı. Kapitalistlerin yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve işbirlikçi sendikal yapıya kaynak aktarımı, devlet kurumları tarafından yalnızca seyredildi.
Doruk Madencilik işçilerinin direnişi bir kez daha gösterdi ki, devlet bağımsız ve tarafsız bir yapı değildir. Tüm kurumlarıyla sermayenin hizmetindedir. “Garantörlük” adı altında üstlenilen rolün, Ankara’daki direnişi sonlandırmaya ve mücadeleyi soğutmaya dönük olduğu bir kez daha açığa çıkmıştır.
Doruk Madencilik işçileri, sermaye ile devlet işbirliğine karşı gasp edilen hakları için, kendi direncine ve dayanışmanın gücüne güvenerek 1 Haziran’da yeniden Ankara’da direnişe başlıyorlar. Bu süreç, gerçek garantörün işçiler ve emekçiler olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Ve tüm işçi ve emekçileri bu direnişe daha güçlü bir biçimde sahip çıkmaya çağırıyor.



