Marks ve Engels’in insanlığa bıraktığı düşünsel ve pratik miras, kapitalist sömürü düzeni var oldukça yol göstermeye devam edecektir. Onların ortaya koyduğu bilimsel sosyalizm, dünya işçi sınıfının en büyük ideolojik, politik ve pratik silahı olmayı sürdürecektir. Bu miras gerçek değerine ise, emeğin sermayenin boyunduruğundan kurtulduğu sınıfsız ve sömürüsüz bir dünyanın kurulmasıyla kavuşacaktır.
5 Ağustos 1895’te yaşamını yitiren Friedrich Engels, ölümünün 131. yılında, işçi sınıfının mücadelesine yol göstermeye devam ediyor.
Modern işçi hareketinin şekillenmesinde Marks ile birlikte belirleyici bir rol oynayan Engels, bilimsel sosyalizmin kurucularından, dünya proletaryasının en büyük öğretmenlerinden biridir. Aradan geçen 131 yıl boyunca kapitalizm krizler, savaşlar ve yıkımlarla insanlığı uçurumlara sürüklemeyi sürdürürken, Engels’in eserleri ve mücadele mirası bugün de işçi sınıfının yolunu aydınlatmaktadır.
Engels 1820 yılında Almanya’nın Barmen kentinde, varlıklı bir fabrikatörün çocuğu olarak dünyaya gelir. Ama o doğduğu sınıfın çıkarlarını değil, tarihsel geleceği temsil eden işçi sınıfının davasını seçer. Bu tercih vicdani bir yönelim değil, kapitalist üretim ilişkilerini, onun yarattığı toplumsal yıkımı bilimsel olarak çözümleme çabasının sonucudur. Manchester’da sermayenin dizginsiz sömürüsünü ve işçilerin sefaletini gözlemlemekle kalmaz, ayrıntılı bir incelemenin konusu yapar. Fabrikaların büyüttüğü zenginliğin, milyonlarca emekçinin açlığı, yoksulluğu, hastalığı ve ölümü üzerinde yükseldiğini ortaya koyar.
1840’lı yılların ortasında Karl Marks ile başlayan yoldaşlığı ise insanlık tarihinin en verimli düşünsel ve devrimci birlikteliklerinden birini yaratır.
Burjuvazinin temsilcileri ve akademik çevreler uzun yıllar Engels’i Marks’ın gölgesinde göstermeye, onu “yardımcı”, “yorumcu” ya da “ikinci adam” konumuna indirgemeye çalışmıştır. Oysa o Marksizmin ayrılmaz bir parçası, bu bilimsel dünya görüşünün iki temel kurucusundan biridir. Tarihsel materyalizmin geliştirilmesinden Komünist Manifesto’nun yazımına, kapitalist ekonominin eleştirisinden uluslararası işçi hareketinin örgütlenmesine ve işçi sınıfının partisine kadar uzanan bütün temel başlıklarda Engels de kurucu bir role sahiptir. Marx’ın ölümünden sonra kendi çalışmalarından fedakârlık ederek Kapital’in ikinci ve üçüncü ciltlerini yayına hazırlaması, dostuna bağlılığının değil devrim davasına ve tarihe karşı sorumluluğunun bir gereğidir.
Engels’in üstünlüğü yalnızca teorik-felsefi üretkenliğinde değildir. O, teoriyi sınıf mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak ele alır. Felsefeden tarihe, ekonomiden doğa bilimlerine, işçi sınıfı hareketinden kapitalist devletin toplumsal yaşamdaki yerine kadar uzanan çalışmaları, işçi sınıfının kurtuluş mücadelesinin ihtiyaçlarından doğmuştur. Engels için kavramlar ve söylemler dünyayı sadece açıklamanın değil, onu devrimci temelde değiştirmenin aracıdır.
Engels’in İngiltere’de Emekçi Sınıfların Durumu, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni, Anti-Dühring, Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu vb. yapıtları yalnızca kendi dönemine açıklık getirmez. Tümü de kapitalist toplumun işleyişini, devletin sınıfsal niteliğini, sömürünün tarihsel karakterini ve sosyalist devrimin maddi temellerini ortaya koyan ve işçi sınıfına kurtuluş yolunu gösteren temel başvuru kaynaklarıdır. Ve bu eserler yalnızca işçi sınıfının içinde yaşadığı dünyayı anlamasını sağlamaz. Daha önemlisi, onu değiştirecek tarihsel gücün kendisi olduğunu gösterir.
Savaşlar, derinleşen ekonomik krizler, yaygın işsizlik, güvencesiz çalışma, doğanın kâr uğruna yağmalanması vb… Tüm bunlar kapitalist üretim tarzının kaçınılmaz sonuçlarıdır. Engels’in eserleri, bu gerçeklerin kavranması kadar, bunların tarihsel olarak aşılabileceğini de gösterir. İnsanlığın geleceğinin ve emeğin kurtuluşunun işçi sınıfının iktidarında olduğunu bütün açıklığı ile ortaya koyar.
Bugün Engels’i anmak, onu yalnızca geçmişin büyük bir devrimcisi olarak selamlamak değildir. Asıl görev, onun Marks ile birlikte geliştirdiği bilimsel devrimci dünya görüşünü ve örgütlü mücadele anlayışını sınıf hareketinin güncel görevleriyle buluşturmaktır. Sınıflar mücadelesinde işçi sınıfının öğretmenleri tarafından oluşturulan safların parçası olmaktır. Engels’in mirası ancak fabrikalarda, direniş alanlarında, grevlerde ve işçi sınıfının sermayeye karşı örgütlenmesinde gerçek anlamını bulabilir. Çünkü Engels’in yaşamı boyunca savunduğu temel gerçek değişmemiştir. İşçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır!
Marks ve Engels’in insanlığa bıraktığı düşünsel ve pratik miras, kapitalist sömürü düzeni var oldukça yol göstermeye devam edecektir. Onların ortaya koyduğu bilimsel sosyalizm, dünya işçi sınıfının en büyük ideolojik, politik ve pratik silahı olmayı sürdürecektir. Bu miras gerçek değerine ise, emeğin sermayenin boyunduruğundan kurtulduğu sınıfsız ve sömürüsüz bir dünyanın kurulmasıyla kavuşacaktır.
Bu büyük tarihsel davanın en önemli kurucularından ve en büyük öğretmenlerinden biridir Friedrich Engels. Onun adı ve eseri, dünya işçi sınıfının kurtuluş mücadelesinde yaşamaya devam edecektir.



