Pazartesi, Temmuz 27, 2026

Sahnenin arkasında emperyalistler ve NATO var…

Dünya halklarına dönük savaş ve saldırı örgütü olan NATO 2000’li yıllardan beri “StratCom” gibi kurumlar aracılığıyla “iletişim”, “bilgi yönetimi” gibi adlarla dezenformasyonlara, algı operasyonlarına başvuruyor. Şimdi de ideolojik propagandada sinemayı da aktif olarak kullanmayı hedefliyor.

Bak İşte Yaşandı Fırtına: MAYIS 2015

Gebze İşçilerin Birliği Derneği Tiyatro Atölyesi ile ‘Bak İşte Yaşandı Fırtına: MAYIS 2015’ tiyatro kitabı üzerine konuştuk…

Haziran’da ölmek zor!

her üçü de işçi sınıfının sıktığı dişlerini, ıslıkla söylediği umutlarını dile getirmiş, işçi sınıfının belleğine kazınan kor ateşler olmuştur. Onların anısı ile birlikte haziran; fabrikalarda devleşen öfkenin, tütün depolarında yeşeren umutların, eskiyen prangalarla hürriyete yürüyen adımların ayıdır…

Bazen sanatın diliyle birlikte üretmek, omuz omuza slogan atmak gibidir!

İşçi sınıfının mücadelesini kitlesel ve militan bir düzeye getirme çabasıyla davranırken işçi ve emekçilerin sanattan beslenmesi, onunla kendi üretimini geliştirmesi sağlanmalıdır. Burada başarılması gereken en önemli nokta işçi ve emekçilerin kendilerinin özne olarak üreteceği zeminler oluşturmaktır. Bir eylemin öncesinde ve anında her şeyi kolektif bir üretime çevirmek önemlidir. Çünkü bazen bir bez pankarta çizilip de anlatılanlar bir eylemin hafızasıdır.

Açlık ve çeliğin arasında…

2026 yılından 1932’ye baktığımızda, manzara çok mu değişti? Bir gökdelenin tepesinde ya da bir madenin derinliklerinde aynı kaderi yaşamaya devam etmiyor muyuz gerçekten? Bugünün “Lunch atop a Skyscraper” karesini çekmek istesek, o kirişin üzerine kimi oturturduk mesela?

Balyoz sesinden notalara…

Şimdi kulaklarınızı raylara yaslayın ve dinleyin; 100 yıl öncesinden gelen o vagon seslerinin arasında hala aynı davet yankılanıyor: Hoş geldin 1 Mayıs, hoş geldin ey özgürlük!

KÜLTÜR SANAT / Tüm Yazılar

Haziran’da ölmek zor!

“23 sentlik asker”

Acıyı bal eylemek…

Savaş, faşizm ve sanat

Tek renk kızıl!

Umut insanda…

Oppenheimer’ın külleri

KAPAK

“NATO defol!” demeye devam edeceğiz!

Bütün baskılara, yasaklara ve devlet terörüne rağmen zirve boyunca binlerce ilerici, devrimci ve sosyalist gözaltı ve tutuklama tehdidini göze alarak sokaklara çıktı, emperyalist savaş planlarının karşısına “NATO defol!” sloganıyla dikildi. Şimdi görev, bu sesi daha da büyütmek, fabrikalarda, işyerlerinde, mahallelerde, okullarda ve meydanlarda “Halkların katili NATO defol” diye haykırmaya devam etmektir.

NATO karşıtı mücadele sorumluluğu

Sonuç olarak, 7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştirilen NATO karşıtı eylemler kitlesellik bakımından sınırlı kalmış olsa da, bütün yasaklara, gözaltılara ve saldırılara rağmen bu eylemlerin gerçekleştirilebilmiş olması son derece anlamlıdır. Bu durum, bu topraklardaki anti-emperyalist mücadele geleneğinin hâlâ canlı olduğunu ve tüm baskılara rağmen varlığını sürdürdüğünü göstermektedir.

NATO zirvesinin bir kez daha gösterdiği gerçek…

Saray rejimi ve temsil ettiği sermaye düzeni, emperyalist efendilerinin çıkarları uğruna dünyayı daha büyük bir yıkıma sürükleyecek savaş politikalarının destekçisi durumundadır. Ülkeyi ABD emperyalizminin savaş arabasına koşmaya hazır olan iktidar, bunun karşılığında ise kendi gerici rejimini tahkim etmeyi hedeflemektedir.

Savaşa değil emekçilere bütçe!

İşçi ve emekçiler olarak, kendimizin ve çocuklarımızın geleceğini ve emeğimizi savunmak için, NATO’ya ve savaş bütçelerine karşı çıkalım. Dünya çapında ve özellikle yanı başımızda Ortadoğu’da yeni savaş hazırlıklarının yapıldığı bir süreçte “NATO’dan çıkılsın, üsler kapatılsın!” talebiyle birlikte “Savaşa değil, emekçiye bütçe”, “eğitime bütçe” ve “sağlığa bütçe” taleplerini güçlü bir şekilde yükseltelim

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-3

Öncü işçiler, anti-emperyalizmi her zaman sınıf mücadelesi perspektifiyle ele almak zorundadır. Emperyalist sistem, dünya çapında örgütlenmiş kapitalist bir sistemdir ve her ülkedeki dayanağı o ülkenin sermaye sınıfıdır. Dolayısıyla emperyalizme karşı mücadele, işçi sınıfının kendi burjuvazisine karşı yürüttüğü mücadeleden bağımsız düşünülemez. Bu bağ kurulmadığında, anti-emperyalizm sadece içi boş bir slogana dönüşür.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-2 Emperyalizm ve savaş

Her türlü savaşa karşı çıkmak, sınıflı bir toplumda yaşadığımız gerçeğini ve işçi sınıfının verdiği en büyük savaşın sınıf savaşı olduğunu göz ardı etmek anlamına gelir. Bu tutum, işçi sınıfının kapitalist düzene karşı son derece haklı olan mücadele ve savaş hakkını da reddetmek demektir. Bu ise insanlığın kurtuluşuna set çekmekten, bu kölece düzene boyun eğmekten, emperyalist-kapitalist sistemin dünyayı felaketlere sürüklemesine seyirci kalmaktan başka bir anlama gelmez.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-1

“Emperyalizm, kapitalist sistemin zorunlu olarak vardığı bir üst aşamadır. Saldırgan ve yayılmacı bir dış politika tercihi değildir. Can çekişen kapitalizmin ömrünü uzatabilmek için, sistemin iç çelişkilerinin ürünü olan krizlerini dünya ölçeğine yayarak yönetme biçimidir.”