Pazartesi, Haziran 29, 2026

Adriyatik kıyılarından yükselen isyan:

Bugün Adriyatik kıyılarında yankılanan “Arnavutluk satılık değildir” sloganı; Afrika’da maden şirketlerine karşı direnen halkların, Latin Amerika’da su kaynaklarını savunan köylülerin, Ortadoğu’da enerji tekellerine karşı mücadele eden emekçilerin ve dünyanın dört bir yanında ortak yaşam alanlarını sermayenin yağmasına karşı koruyan milyonların mücadelesinin bir parçasıdır.

Bolivya’da işçi sınıfı ve emekçiler ayakta!

Bu güçlü isyan geleneği kuşkusuz belli kazanımlar sağlıyor. Ancak bu deneyimler şunu gösteriyor: Sömürü, eşitsizlik, doğanın talan edilmesi, ülke kaynaklarının emperyalist tekellere peşkeş çekilmesi vb. sorunların köklü çözümü için sermaye düzeninin yerle bir edilmesi, sosyalist işçi-emekçi iktidarının kurulması gerekiyor.

Emperyalist/siyonist haydutlar İran’da baltayı taşa vurdu

Trump ve etrafındaki soykırımcı/siyonist şebeke, savaşı yeniden başlatma ihtimalinden söz ediyor. Dolayısıyla açmaza düşen bu şebeke, halihazırda işçiler, emekçiler başta olmak üzere, insanlık için en büyük tehdidi oluşturuyor. Bu ise işçi sınıfı başta olmak üzere savaş ve soykırım karşıtı herkese sorumluluk yüklüyor

Farklı dillerde, aynı umut ve coşkuyla…

2026 1 Mayıs’ında dünyanın dört bir yanında işçi sınıfı ve ezilen halklar meydanları doldurdu. Derinleşen sınıfsal eşitsizliğe ve yoksulluğa, faşizan uygulamalara ve savaş politikalarına karşı farklı dillerde ama aynı bilinç ve ruhla mücadele kararlılığını ortaya koydu.

Emperyalist-siyonist barbarlığa geçit yok!

“Savaşın nasıl sonuçlanacağından bağımsız olarak yaşananlar emperyalistler arası hegemonya mücadelesinin bir yansımasıdır. Ve onların bu kavgasının dünya halklarına getirebileceği tek şeyin yeni savaşlar, yeni katliamlar olacağı da ortadadır. Bu yüzden emperyalizme ve emperyalist savaşlara karşı her zamankinden daha güçlü bir şekilde ve daha yüksek sesle meydanları doldurmanın zamanıdır.”

Küba halkı karanlığa karşı direniyor!

“Küba, ‘90’lı yıllardan bu yana, yalnız kalmanın yarattığı çok yönlü sorunlara, ABD emperyalizminin kuşatma ve saldırılarına rağmen ayakta kalmak için direnmeye devam ediyor. Bugün de bu süreci kolektif bir seferberlikle, insanı merkeze alan politikalardan ödün vermeden, yokluktan var etmeye çalışarak aşmaya çalışıyor. Bu gücü, on yıllardır karşı karşıya kaldığı saldırılar ve kriz koşullarında kazandığı direncinden alıyor.”

DÜNYA / Tüm Yazılar

Bangladeş’te halk isyanı

SYRIZA deneyimi…

Beş kıta, tek sınıf!

KAPAK

Bağımsız sosyalist Türkiye!

“NATO zirvesine karşı yükseltilecek her ses emperyalizme, sömürüye ve savaşa karşı verilen mücadeleyi büyütecektir. Ülkenin gerçek bağımsızlığı ise bu sorunun gerçek kaynağı olan sermaye egemenliğinin ve emperyalist bağımlılık ilişkilerinin tasfiyesiyle mümkündür. Bunun yolu da işçi sınıfının öncülüğünde yürütülecek mücadeleden geçmektedir.”

Maden işçilerinin hatırlattığı gerçek…

Yani, sadece kapitalistleri ve onlara hizmet etmekten başka hiçbir işlevi olmayan devlet kurumlarını dize getirmek değil, sendika bürokratlarının harekete geçmesini sağlamak da birliğini koruyan kararlı bir direniş iradesi ile mümkün olabiliyor.

Devlet aklı kimin aklı?

Ortada son derece somut bir gerçek vardır: İşleyen süreç gizemli bir devlet aklının değil kendi iktidarını korumaya çalışan ve bunun için her türlü arsızlığı göze alan AKP-MHP blokunun aklıdır. Bu akıl, sermaye sınıfının dönemsel ihtiyaçlarıyla kesişmekte ve emperyalist merkezlerin desteğiyle hareket etmektedir. Daha derinde bir akıl arayanların katmanları kazıdıkça bulabilecekleri şey, sermaye sınıfının çıkarları ve emperyalist sistemin ihtiyaçlarından başka bir şey olmayacaktır.

Bizleri kurtaracak olan kendi kollarımızdır!

Saray rejiminin saldırılarını püskürtecek olan da sermaye düzeninin yarattığı sömürü ve yoksulluğa son verecek olan da işçi sınıfının örgütlü mücadelesidir. Açlıkla, işsizlikle, güvencesizlikle, baskı ve zorbalıkla kuşatılan tüm toplumsal kesimlerin tabandan örgütlenmesi ve ortak mücadele hattında birleşmesi bugün her zamankinden daha büyük bir zorunluluktur.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-3

Öncü işçiler, anti-emperyalizmi her zaman sınıf mücadelesi perspektifiyle ele almak zorundadır. Emperyalist sistem, dünya çapında örgütlenmiş kapitalist bir sistemdir ve her ülkedeki dayanağı o ülkenin sermaye sınıfıdır. Dolayısıyla emperyalizme karşı mücadele, işçi sınıfının kendi burjuvazisine karşı yürüttüğü mücadeleden bağımsız düşünülemez. Bu bağ kurulmadığında, anti-emperyalizm sadece içi boş bir slogana dönüşür.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-2 Emperyalizm ve savaş

Her türlü savaşa karşı çıkmak, sınıflı bir toplumda yaşadığımız gerçeğini ve işçi sınıfının verdiği en büyük savaşın sınıf savaşı olduğunu göz ardı etmek anlamına gelir. Bu tutum, işçi sınıfının kapitalist düzene karşı son derece haklı olan mücadele ve savaş hakkını da reddetmek demektir. Bu ise insanlığın kurtuluşuna set çekmekten, bu kölece düzene boyun eğmekten, emperyalist-kapitalist sistemin dünyayı felaketlere sürüklemesine seyirci kalmaktan başka bir anlama gelmez.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-1

“Emperyalizm, kapitalist sistemin zorunlu olarak vardığı bir üst aşamadır. Saldırgan ve yayılmacı bir dış politika tercihi değildir. Can çekişen kapitalizmin ömrünü uzatabilmek için, sistemin iç çelişkilerinin ürünü olan krizlerini dünya ölçeğine yayarak yönetme biçimidir.”