Pazar, Temmuz 26, 2026

Çıplak arama işkencesine son!

Çıplak arama gibi insan onurunu yok sayan uygulamalara karşı mücadeleyi yükseltmek, işçilere, emekçilere, kadınlara ve gençlere dayatılmak istenen sindirme politikalarını parçalamanın vazgeçilmez bir gereğidir.

Sadece “nafaka” değil, eşit ve özgür bir yaşam istiyoruz!

Elbette nafaka hakkını da savunmalıyız. Ancak eşit ve özgür bir yaşam için iş ve gelir güvencesi, insanca yaşamaya yetecek ücret hakkı, başta çocuk bakımı olmak üzere istihdama ve toplumsal yaşama katılımın önündeki tüm engellerin kaldırılması ve yaşamın her alanında kadın-erkek eşitliğinin sağlanması için mücadelemizi yükseltmeliyiz.

Emekçi kadınlar emperyalist savaşlara ve NATO’ya “Hayır” diyor!

Emeğin Kurtuluşu İEKK Özel Sayısı / Haziran 2026

Tekstil sektöründe kadınlar işsizliğe mahkûm…

Sektörde kadın işçiler, düşük ücretlerle, ağır çalışma koşullarıyla, güvencesizlikle boğuşurken, işten çıkarmalar ise bu tabloyu daha da ağırlaştırıyor. İşçi kıyımında kadınlar öncelikle tercih ediliyor

Savaşların faturasını işçi ve emekçi kadınlar ödüyor

Oysa biz işçi kadınlar şu gerçeği çok iyi biliyoruz: Savaşı zenginler çıkarır ancak savaşlarda yoksulların çocukları ölür. Patronlar servetlerini büyütürken, işçi ve emekçiler açlık ve yıkımla boğuşur.

Emekçi kadınlar emperyalist savaşlara ve NATO’ya hayır diyor!

İEKK, 7-8 Temmuz’da gerçekleşecek NATO Zirvesi’ne kadar “Emekçi kadınlar emperyalist savaşlara ve NATO’ya hayır diyor” başlığıyla çalışma yürütecek. Aynı zamanda illerde yürütülen NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik çalışmalarının bir parçası olacak.

KADIN / Tüm Yazılar

Hangi saftasınız?

Boyun eğmeyeceğiz…

8 Mart’a giderken…

KAPAK

“NATO defol!” demeye devam edeceğiz!

Bütün baskılara, yasaklara ve devlet terörüne rağmen zirve boyunca binlerce ilerici, devrimci ve sosyalist gözaltı ve tutuklama tehdidini göze alarak sokaklara çıktı, emperyalist savaş planlarının karşısına “NATO defol!” sloganıyla dikildi. Şimdi görev, bu sesi daha da büyütmek, fabrikalarda, işyerlerinde, mahallelerde, okullarda ve meydanlarda “Halkların katili NATO defol” diye haykırmaya devam etmektir.

NATO karşıtı mücadele sorumluluğu

Sonuç olarak, 7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştirilen NATO karşıtı eylemler kitlesellik bakımından sınırlı kalmış olsa da, bütün yasaklara, gözaltılara ve saldırılara rağmen bu eylemlerin gerçekleştirilebilmiş olması son derece anlamlıdır. Bu durum, bu topraklardaki anti-emperyalist mücadele geleneğinin hâlâ canlı olduğunu ve tüm baskılara rağmen varlığını sürdürdüğünü göstermektedir.

NATO zirvesinin bir kez daha gösterdiği gerçek…

Saray rejimi ve temsil ettiği sermaye düzeni, emperyalist efendilerinin çıkarları uğruna dünyayı daha büyük bir yıkıma sürükleyecek savaş politikalarının destekçisi durumundadır. Ülkeyi ABD emperyalizminin savaş arabasına koşmaya hazır olan iktidar, bunun karşılığında ise kendi gerici rejimini tahkim etmeyi hedeflemektedir.

Savaşa değil emekçilere bütçe!

İşçi ve emekçiler olarak, kendimizin ve çocuklarımızın geleceğini ve emeğimizi savunmak için, NATO’ya ve savaş bütçelerine karşı çıkalım. Dünya çapında ve özellikle yanı başımızda Ortadoğu’da yeni savaş hazırlıklarının yapıldığı bir süreçte “NATO’dan çıkılsın, üsler kapatılsın!” talebiyle birlikte “Savaşa değil, emekçiye bütçe”, “eğitime bütçe” ve “sağlığa bütçe” taleplerini güçlü bir şekilde yükseltelim

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-3

Öncü işçiler, anti-emperyalizmi her zaman sınıf mücadelesi perspektifiyle ele almak zorundadır. Emperyalist sistem, dünya çapında örgütlenmiş kapitalist bir sistemdir ve her ülkedeki dayanağı o ülkenin sermaye sınıfıdır. Dolayısıyla emperyalizme karşı mücadele, işçi sınıfının kendi burjuvazisine karşı yürüttüğü mücadeleden bağımsız düşünülemez. Bu bağ kurulmadığında, anti-emperyalizm sadece içi boş bir slogana dönüşür.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-2 Emperyalizm ve savaş

Her türlü savaşa karşı çıkmak, sınıflı bir toplumda yaşadığımız gerçeğini ve işçi sınıfının verdiği en büyük savaşın sınıf savaşı olduğunu göz ardı etmek anlamına gelir. Bu tutum, işçi sınıfının kapitalist düzene karşı son derece haklı olan mücadele ve savaş hakkını da reddetmek demektir. Bu ise insanlığın kurtuluşuna set çekmekten, bu kölece düzene boyun eğmekten, emperyalist-kapitalist sistemin dünyayı felaketlere sürüklemesine seyirci kalmaktan başka bir anlama gelmez.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-1

“Emperyalizm, kapitalist sistemin zorunlu olarak vardığı bir üst aşamadır. Saldırgan ve yayılmacı bir dış politika tercihi değildir. Can çekişen kapitalizmin ömrünü uzatabilmek için, sistemin iç çelişkilerinin ürünü olan krizlerini dünya ölçeğine yayarak yönetme biçimidir.”