Pazartesi, Eylül 21, 2026

Nafaka hakkı hedefte…

İşçi ve emekçi kadınlar olarak nafaka hakkının gasp edilmesini hedefleyen saldırılara karşı çıkmamız gerekiyor. Kadınların iş ve gelir güvencesi, insanca yaşanacak ücret hakkı, başta çocuk bakımı olmak üzere istihdama ve toplumsal yaşama katılımlarının önündeki tüm engellerin kaldırılması ve hayatın her alanında kadın-erkek eşitliğinin sağlanması talepleri etrafında birleşerek rejimin saldırılarına karşı örgütlenmeliyiz.

Rojin, Gülistan ve daha niceleri…

“Rojin’in, Gülistan’ın, Narin’in ve daha nicelerinin böylesine vahşice katledilmesi ve yaşam hakkını korumakla yükümlü olan devlet kurumlarının faillerin sırtını yasladığı yerler haline gelerek suçlunun aleni biçimde korunması, devletin ve tüm aparatlarıyla bu düzenin çürümüşlüğünün en net kanıtıdır.”

“Direnme gücümü mücadele azminden alıyorum”

Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde örgütlenme sekreteri olarak çalışırken işten çıkarılan ve bir ayı aşkındır direnişini sürdüren Nursemin Yıldız ile konuştuk…

Gülistan Doku cinayeti bu ülkenin aynasıdır

Gülistan Doku cinayeti, bu ülkede kadınlara yönelik suçların nasıl ve nerelerden güç alarak işlendiğinin, faillerin hangi zırhlarla nasıl korunduğunun bir aynasıdır. Gülistanların ve Rojinlerin faillerinden hesap sormak, kadın cinayetlerini önlemek, eşit ve özgür bir yaşam kurmak için kadına yönelik şiddete ve şiddetin kaynağı olan bu düzene karşı mücadeleyi yükseltelim.

Dile gelen cümleler mücadeleyle tamamlanacak!

Nisa’nın, Tuğba’nın, Cansu’nun, Esma’nın, Hanım’ın, Şengül’ün, Tuncay’ın sesi olmaya, Dilovası İşçi Katliamı Aileleri’nin cümlelerini tamamlamaya, iş cinayetlerini durdurmak için omuz omuza mücadeleye!..

NATO’ya milyarlar, kadınlara yoksulluk ve yoksunluk!

Savaş politikalarının tırmandırılması içeride emek sömürüsünün daha da derinleşmesi, yoksulluğumuzun ve yoksunluğumuzun daha da artması demektir. Bu nedenle “NATO defol!”, “NATO’dan çıkılsın!”, “Üsler kapatılsın!” sloganlarının yanı sıra “Silaha değil emekçilere bütçe!”, “NATO’ya değil eğitime, sağlığa ve sosyal hizmetlere bütçe!” talepleri ile kadınları örgütlenmeye ve mücadeleye çağırmayı sürdürmeliyiz.

KADIN / Tüm Yazılar

Nafaka hakkı hedefte…

Hangi saftasınız?

Boyun eğmeyeceğiz…

8 Mart’a giderken…

KAPAK

Sömürü ve zorbalık düzenine karşı emeğin ve özgürlüğün için dövüş!

“Saray rejiminin fütursuz baskı ve zorbalık politikaları toplumda umutsuzluk yaratırken, tarih bu rejimi ve arkasındaki sermaye düzenini alaşağı edecek gücü, işçi sınıfını göreve çağırıyor.”

Smart Solar işçisi hakları ve geleceği için direnişe geçti!

Smart Solar direnişi, mücadele azmiyle işçi sınıfının mücadelesine yeni bir soluk olmuş durumda. İçinden geçilen karanlık tabloya aldırmadan talepleri ve özlemleri için birleşen, kararlı bir şekilde mücadele eden Smart Solar işçileri, tabandan yükselen iradenin mücadeleci bir anlayışla örgütlendiğinde değişimi yaratabilecek temel güç olduğunu bir kez daha gösteriyor.

İktidarın algı operasyonları ve gerçekler

Gün geçtikçe seçmen desteğini, meşruiyetini kaybeden, çok yönlü krizlerle boğuşan iktidar, çaresizce saldırıyor. Yeniden iktidarını güvenceleyebilmek için her bir tuşa basıyor. Tepeden tırnağa yolsuzluğa, suça batmış iktidar, yürüttüğü operasyonlarla da adaleti “tesis” edeceği iddiasıyla davranarak göz boyamaya çalışıyor. Ancak nafile… Her geçen gün tükenen, tükendikçe saldırganlaşan sermaye iktidarına ve onun yarattığı karanlığa karşı çözüm işçi ve emekçilerin örgütlenmesinden, sermaye iktidarına karşı mücadeleyi büyütmesinden geçiyor.

2027-2029 OVP ve işçi sınıfı

2027-2029 OVP’si, AKP’nin krizi işçi sınıfına fatura ederek yönetme planının devam ettiğinin bir göstergesidir. Çelişkilerle dolu programın yıldan yıla değişmeyen tek tutarlılık alanı da burasıdır. İşçi sınıfının ve emekçilerin geniş bir kesiminin, sermaye sınıfının çıkarları için yazılan sahte iyimser tablolara karnı tok. Ancak bu bilinç kendi başına sorunları çözmüyor. İnsanca yaşam koşullarının ve güvenli bir geleceğin kapısını aralayan yol, iktidarın ekonomik yıkım programlarına karşı dişe diş bir mücadeleden ve örgütlü bir sınıf tutumundan geçiyor.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-3

Öncü işçiler, anti-emperyalizmi her zaman sınıf mücadelesi perspektifiyle ele almak zorundadır. Emperyalist sistem, dünya çapında örgütlenmiş kapitalist bir sistemdir ve her ülkedeki dayanağı o ülkenin sermaye sınıfıdır. Dolayısıyla emperyalizme karşı mücadele, işçi sınıfının kendi burjuvazisine karşı yürüttüğü mücadeleden bağımsız düşünülemez. Bu bağ kurulmadığında, anti-emperyalizm sadece içi boş bir slogana dönüşür.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-2 Emperyalizm ve savaş

Her türlü savaşa karşı çıkmak, sınıflı bir toplumda yaşadığımız gerçeğini ve işçi sınıfının verdiği en büyük savaşın sınıf savaşı olduğunu göz ardı etmek anlamına gelir. Bu tutum, işçi sınıfının kapitalist düzene karşı son derece haklı olan mücadele ve savaş hakkını da reddetmek demektir. Bu ise insanlığın kurtuluşuna set çekmekten, bu kölece düzene boyun eğmekten, emperyalist-kapitalist sistemin dünyayı felaketlere sürüklemesine seyirci kalmaktan başka bir anlama gelmez.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-1

“Emperyalizm, kapitalist sistemin zorunlu olarak vardığı bir üst aşamadır. Saldırgan ve yayılmacı bir dış politika tercihi değildir. Can çekişen kapitalizmin ömrünü uzatabilmek için, sistemin iç çelişkilerinin ürünü olan krizlerini dünya ölçeğine yayarak yönetme biçimidir.”

1-15 Eylül 2026

SAYI 087