Çarşamba, Haziran 24, 2026

BAKIŞ

Devlet aklı kimin aklı?

Kapitalizm bölücüdür!

Kim dost? Kim düşman?

SINIF TAVRI

Omuz omuza 1 Mayıs’a!

Direnmekten başka yol yok!

1 Mayıs’a giderken…

1 Mayıs ve Taksim

Ya sefalet ya mücadele!

100 yılın ardından…

KAVGANIN İÇİNDEN

1 Mayıs ve Taksim

Yapacak çok şey var!

En iyi savunma hücumdur!

Haydi mitinge!

Kampanyaya güç verelim!

Metal işçisi göreve!

KAVGANIN YARISI

KAPAK

Bağımsız sosyalist Türkiye!

“NATO zirvesine karşı yükseltilecek her ses emperyalizme, sömürüye ve savaşa karşı verilen mücadeleyi büyütecektir. Ülkenin gerçek bağımsızlığı ise bu sorunun gerçek kaynağı olan sermaye egemenliğinin ve emperyalist bağımlılık ilişkilerinin tasfiyesiyle mümkündür. Bunun yolu da işçi sınıfının öncülüğünde yürütülecek mücadeleden geçmektedir.”

Devlet aklı kimin aklı?

Ortada son derece somut bir gerçek vardır: İşleyen süreç gizemli bir devlet aklının değil kendi iktidarını korumaya çalışan ve bunun için her türlü arsızlığı göze alan AKP-MHP blokunun aklıdır. Bu akıl, sermaye sınıfının dönemsel ihtiyaçlarıyla kesişmekte ve emperyalist merkezlerin desteğiyle hareket etmektedir. Daha derinde bir akıl arayanların katmanları kazıdıkça bulabilecekleri şey, sermaye sınıfının çıkarları ve emperyalist sistemin ihtiyaçlarından başka bir şey olmayacaktır.

Bizleri kurtaracak olan kendi kollarımızdır!

Saray rejiminin saldırılarını püskürtecek olan da sermaye düzeninin yarattığı sömürü ve yoksulluğa son verecek olan da işçi sınıfının örgütlü mücadelesidir. Açlıkla, işsizlikle, güvencesizlikle, baskı ve zorbalıkla kuşatılan tüm toplumsal kesimlerin tabandan örgütlenmesi ve ortak mücadele hattında birleşmesi bugün her zamankinden daha büyük bir zorunluluktur.

Ömrü mücadele ile geçen bir sıra neferinin ardından…

Mitat yoldaş ezilenlerin dünyasını kalbine sığdırdı. Dünyayı sığdırdığı kalbi durdu. Bir genç komünistin Mitat yoldaşın ardından yazdığı yazıda şu ifadeler yer alıyordu: “Aynı düş için yürüyenler birbirini mutlaka tanır. Aynı öfkeyi, aynı umudu, aynı inadı paylaşırlar.” Evet, aynı düş yolcuları olarak bizler emeğin kurtuluş bayrağını onurla taşımayı sürdüreceğiz. Bıraktığı bayrak ellerimizde dalgalanmaya devam edecek.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-3

Öncü işçiler, anti-emperyalizmi her zaman sınıf mücadelesi perspektifiyle ele almak zorundadır. Emperyalist sistem, dünya çapında örgütlenmiş kapitalist bir sistemdir ve her ülkedeki dayanağı o ülkenin sermaye sınıfıdır. Dolayısıyla emperyalizme karşı mücadele, işçi sınıfının kendi burjuvazisine karşı yürüttüğü mücadeleden bağımsız düşünülemez. Bu bağ kurulmadığında, anti-emperyalizm sadece içi boş bir slogana dönüşür.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-2 Emperyalizm ve savaş

Her türlü savaşa karşı çıkmak, sınıflı bir toplumda yaşadığımız gerçeğini ve işçi sınıfının verdiği en büyük savaşın sınıf savaşı olduğunu göz ardı etmek anlamına gelir. Bu tutum, işçi sınıfının kapitalist düzene karşı son derece haklı olan mücadele ve savaş hakkını da reddetmek demektir. Bu ise insanlığın kurtuluşuna set çekmekten, bu kölece düzene boyun eğmekten, emperyalist-kapitalist sistemin dünyayı felaketlere sürüklemesine seyirci kalmaktan başka bir anlama gelmez.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-1

“Emperyalizm, kapitalist sistemin zorunlu olarak vardığı bir üst aşamadır. Saldırgan ve yayılmacı bir dış politika tercihi değildir. Can çekişen kapitalizmin ömrünü uzatabilmek için, sistemin iç çelişkilerinin ürünü olan krizlerini dünya ölçeğine yayarak yönetme biçimidir.”